Özel Halk Otobüsçülerinin “Geleceksizlik” Kaygısı:

Özel Halk Otobüsçülerinin “Geleceksizlik” Kaygısı: "Ücretsiz binişlerin maliyeti karşılanamıyor”


Halk otobüsçülerinin en büyük sorununun; Bakanlık ödeneğinin, ücretsiz taşınan yolcuların maliyetini karşılamaması ve devlet desteğinden yoksunluk olduğunu belirten Tüm Özel Halk Otobüsleri Birliği (TÖHOB) Başkan Yardımcısı ve İstanbul Özel Halk Otobüsü Sahipleri Esnaf Odası Başkanı Göksel Ovacık, “Toplu taşıma dünyanın hiçbir yerinde kâr eden bir sistem değildir, bu sebeple devlet tarafından desteklenmek zorundadır” dedi.

Haber: Derya Doğan

 

 

Türkiye’de Özel Halk Otobüsü işletmeciliği sektörünün çatı kuruluşu konumunda olan TÖHOB’un (Türkiye Özel Halk Otobüsleri Birliği) çalışmalarına ilişkin bilgi aktaran TÖHOB Başkan Yardımcısı ve İstanbul Özel Halk Otobüsü Sahipleri Esnaf Odası Başkanı Göksel Ovacık, “Türkiye’de 22 bine yakın halk otobüsü var, bunun 12 bin tanesi kayıtlı üyemiz, özellikle İstanbul, Ankara, Kayseri, Adana, Diyarbakır gibi büyük iller bizim üyemiz. Üye sayımızı daha da büyütmeyi hedefliyoruz ve bu konuda da özel çalışmalar yürütüyoruz. Çünkü var olan sorunları çözmenin yolunun güçlü olmak ve ses çıkarabilmekten geçtiğine inanıyoruz, bu nedenle de sektör mensupları olarak yan yana durup tek bir ağızdan konuşmamız gerektiğini her platformda dile getiriyoruz” dedi. 

 


“Yolcu çok, kazanç yok”

Sektörün hali hazırda çözüm bekleyen birçok sorunu olduğunun altını çizen Ovacık, dünya standartlarının üzerinde bir yolcu kapasitesine sahip olduklarını ancak yine de giderlerini karşılamakta güçlü çektiklerini belirtti.  “Şimdi dünya standartlarına baktığımız zaman 12 metrelik bir aracın taşıma kapasitesi 700 kişi iken biz 800-850 kişi taşıyoruz, yolcu sorunumuz yok. Ancak ücret tarifelerinden dolayı zorda kalıyoruz, özellikle seçim dönemlerinde zamlarımızın verilmemesi ve ulaşım indirimlerinin yapılması bizi sıkıntıya sokuyor. Normal şartlarda ortalama 700 yolcu taşıyınca kazandığımız para bize yetecekken, 850 yolcu taşımamıza rağmen hasılatımız git gide düşüyor. Bunun nedeni de ücretsiz yolcu oranlarının ciddi şekilde artmasıdır” diyen Ovacık, İstanbul’da günlük taşınan iki buçuk milyon yolcunun yüzde 15’inin ücretsiz olarak taşındığını söyledi. 

 

Bakanlık desteği, ücretsiz yolcu sayısını karşılamıyor

Sektörün en büyük sorunlarından birinin ücretsiz taşınan yolcular olduğunu belirten Göksel Ovacık,  “İstanbul’da günde 400 bine yakın yolcuyu ücretsiz taşıyoruz. Bunun bize araç başına aylık 6 bin 500 ile 7 bin TL arası bir maliyeti var. Bizim, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan bu ücretsiz taşıma karşılığında aldığımız destek ise bin 330 TL. Bu ödeme zaten yetmiyor ve adaletsiz bir ödeme şekli, yani İstanbul ve Ankara’da bir araca aylık bin 330 TL ödeniyor, daha küçük şehirlerde bin TL, daha da küçük şehirlerde 800 TL ödeme yapılıyor. Örneğin bir hatta, günlük 150 yolcu taşınıyor, diğer hatta günlük 20 yolcu taşınıyor ama ikisi de aynı parayı alıyor, burada bir adaletsizlik var.  Bizim buradaki talebimiz, ücretsiz yolcular için bir birim fiyat oluşturulması ve her araç kaç ücretsiz yolcu taşıdıysa, bu birim fiyat üzerinden hesaplanan ödemesini almasıdır” diye konuştu. 

 

“Toplu taşımanın kalitesi düşüyor”

Ücretsiz taşınan yolcu sayısının artmasıyla toplu taşımanın kalitesinin de düştüğünü söyleyen Başkan Ovacık şöyle konuştu: “Bir kere herhangi bir şeyin bedava olması o işin kalitesini düşürür. Şimdi ücretsiz olanlar biniyor tamam, ama normal yolcu da artık toplu taşıma kullanmak istemiyor çünkü ücretsiz olduğu için çok kalabalık oluyor, insanlar ücretsiz diye sürekli biniyorlar. İşin kötü yanı da şu, bu ücretsiz taşınan yolcu sayısı gittikçe artıyor. Bugünlerde Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu açıklamıştı; 0-4 yaş aralığında çocuğu olan annelerin ücretsiz taşınması gibi bir tasarı var, üniversiteye giremeyen öğrencilerin bir yıl daha indirimli kart kullanabilmesi de aynı şekilde gündemde ve bunlar ücretsiz taşınan yolcu sayısını hatırı sayılır bir oranda artıracak adımlardır. Bakın BELBİM kayıtlarında bir vatandaşın günde 27 defa bindiğini görebiliyoruz, buna bir sınırlandırma getirilmesi lazım yoksa gerçekten toplu taşımanın kalitesi düşüyor ve insanlar tercih etmeyip özel arabalara yöneliyor. Bu da trafik sorunundan tutun da çevre kirliliğine kadar birçok şeyi etkiliyor.”

 

"Ücretsiz taşımada gelir seviyesi dikkate alınsın"

Ücretsiz yolcu kartlarına dair çözüm önerilerini, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na ilettiklerini aktaran TÖHOB Başkan Yardımcısı Göksel Ovacık, “Bu ücretsiz kartların adil bir şekilde dağıtılması lazım. Mesela İstanbul’da en fazla ücretsiz taşımacılık yapılan yer Bağdat Caddesi, yani Bağdat Caddesi’nin konumu ve orada oturan insanların maddi durumu malum zaten herkes biliyor, geçim sıkıntısı olmayan insanlar. Şimdi siz buradaki insanlara ücretsiz biniş hakkı verirseniz kaliteli toplu taşıma kullanmak isteyip de parasını veren diğer insanları mağdur etmiş olursunuz. Biz şunu söylüyoruz; mesela Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yoksullara veya kimsesizlere verdiği yardım kartları var, bu kartlar kime veriliyorsa ücretsiz biniş izni de onlara verilsin ve gelir seviyesine odaklı bir dağıtım yapılsın. İkinci önerimiz de, yolcu yoğunluğunun çok olduğu saatlerde, ücretsiz kartlara bir sınırlandırma getirmek ve bu ücretsiz binişleri sayıyla sınırlamak gerekliliği. Mesela 65 yaş üstü ücretsiz taşınma hakkına sahip birisi ayda 150 kere binebilsin, zaten bu kartı normal kullanan bir insan ayda 150 binişi dolduramaz. Bu insanlar emekli, her gün binmiyorlar, işe gitmiyorlar bu sınırlamayla, ‘Yahu şimdi boş yere harcamayayım kartımı yarın bir gün biterse hastaneye giderken basamam’ gibi bir mantığı oturtabiliriz bu insanların kafasında. Bunlar alınması elzem önlemlerdir, biraz da işletmecinin korunması gerek çünkü artık esnafın dayanacak gücü kalmadı” dedi.

 

“2 yıldır zam alamıyoruz”

Halk otobüsçülerinin 2 yıldan fazla bir süredir zam alamadıklarını ve son seçimlerden sonra yapılan indirimlerle öğrenci kartı kullanımının tavan yaptığını da vurgulayan Ovacık, “Biz, 2 yıldır zam yapmadan taşımacılık yapıyoruz, bunun dışında Ekrem Başkan’la birlikte 85 TL olan öğrenci abonmanı 40 TL oldu, bunun farkını ödeyeceğini söyledi ama 40’a düşünce herkes öğrenci olmaya başladı. Lise mezunları açık öğretim üniversitelerine kayıt yaptırarak öğrenci kartı alıyorlar ve bu kartları kullanıyorlar. Bu konuda da bir adım atılması gerek. Mesela bakın TCDD, öğrenci indirimi için 28 yaşını sınır olarak kabul etmiş ve bu yaşın üstündeki insanları öğrenci olarak kabul etmiyor, bizdeyse 63 yaşında öğrenci var. Bunun yanında sahte kullanılan kartların sayısı çok fazla ve buna bir önlem alamıyoruz. Biz bu sorunları geçmişte çözemedik ve esnafın dayanma gücü kalmadı, bir an önce çözülmesi gereken konular bunlar” diye konuştu.

 

“Kilometre bazlı kazanç sistemi” kalite getirir

Halk otobüsçülerinin maliyetlerini düşürmek ve ücretsiz veya indirimli kartlarla ilgili çözüm önerileri sunmanın yanında köklü bir sistem değişikliği de öneren Göksel Ovacık, “Mevcut sistem şöyle işliyor; yolcu bazlı bir sistemimiz var, taşıdığımız yolcu kadar paramızı alıyoruz. Bunun yanında İBB’nin verdiği bir destek var, meclis kararıyla verilen bu destek Aralık ayında sona erecek, ondan sonrasına dair de bir öngörümüz yok. Bizim söylemek istediğimiz şey şu, siyasetçiler ister istemez seçmenlerine indirim vaatleri yapacaklar, bu her partinin yaptığı bir şey, ama bu sistem bu şekilde yürümüyor artık. Acilen yeni bir sisteme geçmemiz lazım, kilometre bazlı bir hak ediş sistemi önerimiz var. Bunu bu dönemde İBB ve İETT yetkilileriyle de görüşüyoruz. Önerdiğimiz sistemde, ‘Yolcunun niteliğine bakmaksızın indirimli veya indirimsiz hangi yolcuyu taşırsan taşı kat ettiğin kilometrenin karşılığını alırsın’ denilmesini istiyoruz. Bizce doğru olan bu, çünkü yolcudan aldığın para karşılamıyor masrafı, ki zaten sen bu parayı yolcudan alamıyorsun, herkes öğrenci kartı ya da ücretsiz kart kullanıyor. Bu sistem taşımacılığın kalitesini artırırken aynı zamanda yaşanan kazaların da önüne geçecek. Çünkü yolcu kapma yarışı olmayacak, şoförler daha çok yolcu almak için hız yapmak ya da otobüsü doldurmak gibi işler yapmayacak, herkes kendi güzergâhında gidecek ve gelecek. Yolcunun ücretini, indirimini, azlığını, çokluğunu düşünmeden kendini işine verecek ve daha güvenli bir yolculuk sunmuş olacak. Biz zaten bu yolcu kapma yarışından doğan trafik kazalarını önlemek için bir havuz kurduk, yani taşımacılığı bölgelere ayırdık, o bölgede yolcu taşıyan bütün araçların primleri bir havuza doluşuyor ve oradan dağıtılıyor. Şimdi bu dediğimiz sistemi de entegre edersek şehir içi trafiğini de müthiş derecede azaltmış oluruz. Bizim zaten masrafımız belli, çok uçuk kaçık rakamlar isteyemeyiz. Çünkü belediye de bu taşımacılığı yapıyor ve giderlerin ne olduğunu biliyor o yüzden bize de o giderlerimizi karşılayacak kadar para versin ve insanlar bu sektöre verdikleri emeğin karşılığını alabilsinler yeter” dedi.

 

Esnaf, “Hasılat Esaslı Gelir Vergisi”nden memnun

Yeni düzenlemeyle Resmi Gazete’de yayınlanarak yasallaşan Hasılat Esaslı Gelir Vergisi’ne dair de değerlendirmelerde bulunan Ovacık, “2018 yılında Hasılat Esaslı KDV uygulaması başlamıştı zaten, biz de bu sisteme hemen uyum sağladık ama tabi gelir vergisi hala eski sistemde alınıyordu, gelir vergisinde de bir düzenleme gerekiyordu. Biz de bu konuyla ilgili çalışmalar yaptık ve bu çalışmalar sonucunda ‘Hasılat Esaslı Gelir Vergisi’ kabul edildi. Esnaf arkadaşlarımızın 2020 yılı itibarıyla bu sisteme geçmesi gerek. Bu sistem şöyle işliyor; örneğin yıllık 600 bin TL hasılat yaptınız, devlet bunun giderine hiç bakmadan yüzde 10 kısmını kar sayıyor, yüzde yüz kâr ya da zarar etmiş olmanızla ilgilenmiyor. Hasılatınızın sadece yüzde 10’luk bir kısmını kâr olarak kabul ediyor ve 60 bin TL yıllık kar sayılıyor ve bunun da yüzde 10’unu vergilendiriliyor, yani 6 bin TL vergi ödemiş oluyorsunuz. Burada şöyle küçük bir detay var; Cumhurbaşkanı bu vergi dilimini iki katına çıkarma veya yarıya düşürme yetkisine sahip durumda, tabi biz yüzde 10 olarak kalacağını düşünüyoruz. Esnafımız için çok güzel bir gelişmeydi, bu talebi de bakanlığa biz iletmiştik zaten” diye konuştu.  

 

“Gelir-gider dengesi” eşittir “kaliteli hizmet”

Personel eğitimi konusuna ilişkin görüşlerini de aktaran İstanbul Özel Halk Otobüsü Sahipleri Esnaf Odası Başkanı Göksel Ovacık, İETT Genel Müdürlüğü ve kendi şirketlerinin her yıl şoför eğitimleri düzenlediğini hatırlatarak şunları söyledi: “Bu eğitimin içinde Psikoteknik, etkili iletişim, halkla ilişkiler, güvenli sürüş teknikleri, tasarruflu araç kullanımı gibi önemli eğitimler var. Biz, bu eğitimi sürekli hale getirmemiz gerektiğinin farkındayız, bu da yetmiyor, bizim de hatalarımız oluyor ama bizim yönetim olarak yapmaya çalıştığımız şey, bu hata payını olabildiğince minimalize etmek. Vatandaşlarımıza kaliteli bir hizmet vermek zorunda olduğumuzun farkındayız, ancak tabii ki bu kaliteyi verebilmek için de gelir-gider dengesini iyi kurmak gerekiyor” dedi.

 

 Otobüs kazaları

Şehir içi trafiğinde sık sık meydana gelen ve basında da geniş yankı uyandıran halk otobüsü kazalarına dair çözüm önerilerini de aktaran Ovacık, “Şimdi tabi insan taşıyoruz ve araçlarımız büyük olduğu için hasarı da, korkusu da çok oluyor ve kamuoyunda çok ses getiriyor. Ama Avrupa standartlarında baktığınız zaman Türkiye, toplu taşıma kazalarında çok düşük bir kaza oranına sahip. Tabi biz bu oranı daha da düşürmek için çalışıyoruz, bunun için de araç kalitesini yükseltmek, bakımlarını yapmak ve şoför eğitimlerini artırmak gibi adımlar atıyoruz. Bununla ilgili İBB’nin kontrolünde araçların ne zaman bakıma girdiği, ne kadar yol kat ettiği, personelin eğitim düzeyi gibi bilgilerin düzenli olarak denetlendiği bir sistem üzerinde çalışıyoruz” dedi.

 

“Otomotivde faiz ve KDV indirimleri yetersiz”

Yeni araç yatırımı yapmak istediklerini ancak mevcut koşullar içerisinde çok zorlandıklarını dile getiren Göksel Ovacık, “Şimdi bizim aldığımız aracı 15 yıl kullanma süremiz var, ama bu araç şehir içinde kullanıldığı için ciddi şekilde yıpranıyor ve bu süre 12 yıla düşüyor, 12 yıldan sonra değiştirilmediği zaman da hem trafikte sürekli risk barındırıyor hem de zaten arıza ve bakım masrafları çok artmış oluyor. Şimdi bir sıfır aracın fiyatı 950 bin TL civarında, ama on yıl sonra bu araç 20 bin TL’ye düşüyor, zaten var olan koşullarda kimse bu parayı peşin olarak ödeyemediği için kredi kullanıyor ve bir araç yatırımı 1,5 milyon TL’yi buluyor. Bunun amortismanını hesapladığınızda aylık maliyeti bize 10 bin TL oluyor, aylık kazandığımız paradan 10 bin TL’yi sadece araca vermiş oluyoruz. Devletten bu konuda yeni bir talebimiz var, devletimiz KDV veya banka faizi indirimi gibi adımlar atıyor ama bu adımlar atılınca aradaki bayiler fiyatlara zam yapıyor ve çok değişen bir durum olmuyor. Kamu bankalarının faiz indirimleri var ama limitleri sıkıntılı. Biz Ticaret Bakanlığı’na yaptığımız başvuruda bu limitlerin 1 milyon TL gibi bir tutara çıkarılması gerektiğini belirttik. Çünkü biz, devletin yapması gerektiği şeyi yapıyoruz, sosyal devlet anlayışı gereği engelli vatandaşları ve gazileri ücretsiz taşımak zorundasınız ve bu taşımayı bizim üzerimizden yapıyorsunuz, o zaman bize bu konuda destek olmanız gerek. Yani engelli bir birey araç almak istediğinde yüzde 40’a varan indirimler sağlıyorsunuz, bu vatandaşı toplu taşımada ben taşıyorum, o zaman bana da o indirimi yapmanız gerek ama biz bunu da istemiyoruz ‘bari faizsiz destek verin’ diyoruz. Bununla ilgili bakanlıklarla görüşmelerimiz devam ediyor henüz olumlu bir geri dönüş alamasak da çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

 

“Akaryakıt desteği bütün sorunları çözebilir”

Şehir içi yolcu taşımacılığı yapan özel halk otobüsçülerinin en büyük gider kaleminin akaryakıt masrafı olduğunun altını çizen İstanbul Özel Halk Otobüsçüleri Esnaf Odası Başkanı Ovacık, akaryakıt konusunda yapılacak bir KDV ve ÖTV indiriminden sonra diğer desteklere gerek kalmadan sektörün kendi kendine ayakta durabileceğini dile getirdi. Toplu taşıma hizmetini, devlet kurumlarına kıyasla daha ucuza yaptıklarını, bu nedenle de teşvik edilmeleri gerektiğini söyleyen Ovacık, “Biz bu işi devletten çok daha ucuza yapıyoruz, yani İstanbul’da 12 metrelik bir aracı İETT 80 bin TL’ye işletiyorsa biz 50 bin TL’ye işletiyoruz. Bu nedenle devlet bizi teşvik etmek zorunda ki ben bu taşımayı yapayım yoksa devlet taşıyacak ve zarar edecek. Aslında yalnızca akaryakıtta bir düzenleme yapılsa bile biz ayaklarımızın üzerinde dururuz başka hiçbir şeye gerek kalmaz” dedi.

 

“İBB yönetimine güvenimiz tam”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yeni yönetimi ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini ve önemli vaatler aldıklarını söyleyen Ovacık, “Hem seçim öncesinde hem de sonrasında İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret ettik, kendisinin ‘Kimsenin hakkını yemeyiz, kimseye de hakkımızı yedirmeyiz” sözüne güveniyoruz. Kendisiyle görüşmemizde de bu sözü hatırlattık ve taleplerimizi ilettik, adil bir yaklaşımla sorunları çözeceğine olan güvencimiz tamdır. Seçimde vaat ettiği ulaşım indirimleri var ve uygulamaya da geçiyor ama bize vaat ettiği başka şeyler de var, bunlar tabi çalışma aşamasında. Mesela Sayın Başkanın bizim özlük haklarımızla ilgili bir vaadi vardı, biz bu sözün takipçisi olacağız mutlaka. Ben Sayın İmamoğlu’nun bu sözleri tutacağına inanıyorum, çünkü herhangi bir siyasetçi gibi “Yaparız, hallederiz” tavrı yok, yapamayacağı şeylerin sözünü vermiyor zaten. Mesela bizim Özel Halk Otobüsleri’nin tahdidi yok, biz bu konuyu kendisine taşımıştık ve kendisi inatla ‘Tahdit’ demedi, ‘Özlük hakkı’ tanımını kullandı. Sektörün en büyük sorunu geleceksizliktir, biz bir yasayla korunan statüye kavuşmak istiyoruz. Yasadaki ‘Özel Halk Otobüsçülüğü’ tanımının altı doldurularak geleceğimizin garanti altına alınması gerekiyor, bunun için de çalışmalarımız var, Cumhurbaşkanı da dahil bütün siyasetçi ve bürokratlarla görüşmelerimiz devam ediyor” diye konuştu.