Otogarlar İçin STK'lara Yetki Verilmeli

Otogarlar İçin STK'lara Yetki Verilmeli


Son günlerde Temsa'nın geçirdiği zor günlerle sık sık gündeme gelen Adana'da, otogar esnafının durumunu ve piyasa koşullarını değerlendiren Adana Otobüsçüler ve İşletmecileri Derneği Başkanı Ramazan Ilgan, yeni belediye yönetimi ile kurulan olumlu ilişkileri vurguladı ve Adana Otogarı'nda yenilenen kira sözleşmeleriyle otogarın 3 yıl daha mevcut konumunda kalacağını belirtti.

Adana Otogarı’nın konumu ile ilgili tartışmalara yeniledikleri kira sözleşmeleri üzerinden son noktayı koyan Adana Otobüsçüler ve İşletmecileri Derneği Başkanı Ramazan Ilgan, “Adana’da sektör iyi durumda, geçtiğimiz aylarda yeni belediye yönetimi ile görüşerek kira fiyatlarını güncelledik aşağı yukarı istediğimiz bir düzey yakaladık fiyatlarda ve 3 yıl daha uzattık sözleşmemizi. Böylece otogarımızın konumunu da 3 yıl daha netleştirmiş olduk. Daha önceki belediye yönetiminin otogarın konumu ile ilgili başka projeleri vardı. Ancak yeni Başkanımızın Sayın Zeydan Karalar, bize seçimden önce de otogarın yerinde kalacağını vaat etmişti. Seçimlerden sonra da Allah razı olsun sözünü tuttu. Hatta seçimden önce Ticaret Odası’nın bir toplantısında, benim orada olduğumu görmeyen bir arkadaşımız, otogarın yeri ile ilgili ne düşünüyorsunuz diye sormuştu. Kendisi orada da açık sözlülükle, ‘Sektör mensubu arkadaşlarla konuştuk ve onlara söz verdik otogarımız yerinde kalacak’ demişti. Kendisiyle esnafımız adına görüşüyoruz şu ana kadar memnunuz yeni yönetimden, bize bir de otogarın onarılmasına dair söz vermişti şimdi de o sözün tutulmasını bekliyoruz” dedi.

“Şehrin merkezinde olmak zorunda”

Otogarların konumunda sektör mensuplarının söz sahibi olması gerektiğini de vurgulayan Ilgan, “Bizim otobüsçülük camiası olarak yıllardır değişmeyen bir talebimiz var; otogarlar şehrin merkezinde olmalıdır. Önceki belediye başkanımız Adana’nın hem batısına hem de doğusuna birer otogar planı yapmıştı. Kendisine defalarca bunun gereksiz olduğunu İzmir, Ankara gibi yerlerde bile tek otogar olduğunu anlatmaya çalıştık ama dinlememişlerdi. Otogarın mevcut konumunun Adana için en uygun konum olduğunu her yerde söylüyoruz, şu anda Türkiye’nin en ucuz otogarı bizim otogarımız, transit geçişler 25 TL, otopark konusunda da hiçbir sıkıntı yaşamıyoruz. Bunun dışında vatandaşlarımız da Adana’nın her yerinden tek bir dolmuşla, 3 TL vererek, otogarımıza gelebiliyorlar. Zaten bizim taşıdığımız yolcunun ekonomik durumu malum, çoluk çocukla ve eşyalarla biniyorlar onları bu kadar uzağa sürmek gerçekten halka eziyet etmek demektir. Biz, hem esnaf hem de vatandaş açısından bu kadar avantajlı olan bir konumu kaybetmek istemiyoruz. Bunun için de elimizden ne gelirse yaparız demiştik. Çok şükür gerek kalmadı yeni yönetim bu konuda daha anlayışlı davranıyor” diye konuştu.

“Mersin örneği herkese ders olsun”

Otogarlar yapılırken esnafa sorulmaması durumunda doğacak zararın en büyük örneğinin Mersin Otogarı olduğunu belirten Ilgan, “Esnafımızın en büyük sıkıntısı Ulaştırma Bakanlığı’nın yeni otogarlar yapılırken esnafa danışmamasıdır. Bakın geçtiğimiz haftalarda Van Dernek Başkanımız Arslan Bayram ile yaptığınız röportajı okumuştum, kendisi de bu konudan şikayetciydi. Van Otogarı ile ilgili bir sürü plan var ama kimse gidip Van’daki otobüsçülere bir şey sormamış. Gazeteler yoldan geçen insanlara sormuş, belediye yönetimi belki de hayatında hiç otogarı kullanmamış üst düzey yöneticilerine sormuş ama sektörün gerçek sahibi ve yapılacak otogarın birebir muhatabına kimse hiçbir şey sormamış. Bakın Mersin Otogarı bizim dibimizde 40 tane yazıhane yaptılar, 15 tanesi boş. Yazık değil mi o inşaat Milli Servetimizdi boşa gitti. Şimdi o boş 15 yazıhanenin zararını da diğer dolu yazıhanelerden karşılıyorlar elektriğini ısıtmasını da esnafımıza yıkıyorlar. Yazık günahtır yahu, o otogar yapılırken aklıselim bir şekilde esnafımıza sorulsaydı kaç işletmeci olduğu, kaç yazıhaneye gerek duyulduğu birinci ağızdan teyit edilseydi bunlara hiç gerek kalmamış olacaktı. Mersin Otogarı hepimizin gözünün önünde duran önemli bir örnektir, bu örnek herkese ders olsun. Bu nedenle ben TOFED gibi büyük STK’lara bu tarz konularda yetki verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu sektörü en iyi otobüsçüler bilir, biz biliriz” dedi.

“Otobüsçüler haklarını aramalıdır”

Otobüsçülük sektörünün haklarını savunmak için bir arada durarak ses çıkarması gerektiğini belirten Ilgan, “Otogar şehir dışına taşınmalıdır diye bir algı var. Bu algı nereden çıktı anlamış değilim, yani Devlet Demiryolları şehrin göbeğinde, ama otogarlar dışarıda olacak deniliyor. Otogarlar vatandaşların kullanması için vardır dolayısıyla da vatandaşa yakın olmalıdır. Bizim sektör olarak bu algıyı yıkmamız lazım. Bakın kamyoncular bir ayaklandılar, hemen dijital takograf için tanınan süre ertelendi talepleri karşılık buldu. Ben yıllardır bizim de bunu yapmamız gerektiğini söylüyorum. Ben, 16-17 yıldır Adana Dernek Başkanıyım ve ağlamayan çocuğa meme vermediklerini çok iyi deneyimledim. Bir gün olsun biz de birliktelik sağlayalım ve ses çıkaralım, kendimizi ifade edelim, hakkımızı arayalım. Bize yüklenmiş bir sürü yük var. Bir üçüncü köprü yükü var ki omzumuzda, Allah düşmanımıza vermesin o nedir yahu öyle. Benim esnafım da yolcum da boş yere kilometrelerce yol kat ediyor. Bu, esnafa da eziyettir, yolcuya da eziyettir. Yani köprüyü yapan şirkete geçiş garantisi verildi diye çilesini neden biz çekiyoruz? Hem yolculuk süremiz uzuyor, hem fazla mazot yakıyoruz, hem de bir sürü köprü geçiş ücreti ödüyoruz. Buna ses çıkarmamız lazım, bu yapılanlar bize reva mıdır? Biz yıllardır bu memlekete hizmet etmiş, vergisini ödeyen, yolcusunu taşıyan, binlerce insana istihdam yaratan bir sektörün mensubuyuz. Bu sektör bir gün dursa neler olur Türkiye’de hayal edebiliyor musunuz?” dedi.

“Temsa, otobüs pazarındaki tekelciliği yıkıyordu”

Adana’nın ve Türkiye’nin en önemli markalarından Temsa’ya dair de açıklamalarda bulunan Ramazan Ilgan sözlerini şöyle tamamladı: “Temsa’nın ayakta durması gerek. Sektörümüze katkılarını saymakla bitiremeyiz ama öncelikle ülkemiz için düşünecek olursak, Adana gibi sanayinin ve tarımın bitme noktasına geldiği bir bölgede binlerce kişiye istihdam sağlayan büyük bir kuruluştur Temsa. Bunun dışında ülkemizin ihracatına da çok büyük katkıları olan ve dünya yollarında ülkemizin bayrağını gururla taşıyan bir markadır. Sektörümüz açısından bakınca da bir kere en önemlisi otobüs pazarında bir çeşitlilik yaratıyor ve Alman firmalarının tekelini yıkıyor bu marka. Temsa’nın varlığı bize otobüs alırken pazarlık yapabilme gücü veriyor. Biz Man ve Mercedes’in eline kalmamalıyız, Temsa hem fiyatı düşürdü hem de kaliteyi yükseltti. Temsa bu pazara girdikten sonra diğer markalar otobüs satarken Temsa’nın atacağı adımı düşünmek zorunda kaldılar, eskiden hiç düşünmüyorlardı. Sayın Galip Öztürk’ün hiç unutmadığım bir lafı vardır, bir gün toplantıdayken Mercedes yetkililerinin de bulunduğu bir masada, “Bu otobüsleri üretiyorsunuz, bize istediğiniz gibi satıyorlar peki bunların maliyetlerini bilen var mı aramızda?” dedi. O dönemler sadece Mercedes vardı piyasada, “Bunun maliyetini bize söyleyin, üstüne kârınızı da koyun biz aldığımız ürünün maliyetini bilerek alalım” diyordu. Temsa bize bu avantajı sağladı işte, artık otobüs üreticileri bize kafalarına göre fiyat çekemiyorlardı. Çünkü diğer tarafta Temsa vardı ve gerek kalite gerekse de konfor anlamında çok iyi otobüsler üretiyorlardı. Zaten bütün bunlardan ziyade Tekelcilik her zaman fiyat yükseltir ve kalite düşürür, sırf bu nedenle bile otobüs üretimi yapan bu büyük firmaya sahip çıkmamız gerekiyor. Biz her türlü Temsa’nın arkasındayız.”