Kara Haberlerle Dolu Bir Hafta Geçirdik




Ülkemizin üzerinden kara bulutlar eksik olmadı bu hafta. Van’da düşen çığ sebebiyle 39 vatandaşımız hayatını kaybetti. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda ise uçağın pistten çıkarak parçalanması, 3 vatandaşımızın ölümüne geri kalanların da yaralanmasına sebep oldu. Ölenlere rahmet ailelerine de sabır diliyorum. Çok acı olayları gerimizde bıraktık geçtiğimiz hafta. Dilerim bu kötü günler bir daha yaşanmaz ve millet olarak huzurumuzu korumayı başarabiliriz. Biz biliyoruz ki millet olarak bir arada olursak baş edemeyeceğimiz felaket yok. Bu felaketlerde bu gerçekliği bir kez daha görüyoruz.

IPRU birlikteliğimizin simgesidir

Karayolu yolcu taşımacılığı sektörüne gelecek olursak, sektörümüzde de hareketli bir hafta yaşandı. Uluslararası Karayolu Taşımacıları Birliği (IPRU) Genel Kurulu öncesi toplantı yaptı. TOFED’in toplantı salonunda gerçekleştirilen toplantıda IPRU’nun faaliyetlerine hız kazandırmak ve Karayolu Yolcu taşımacılarının birliktelikten gelen gücünü artırmak için çeşitli adımların atılması kararlaştırıldı. Toplantıda IPRU’nun dünyadaki benzer kuruluşlarına göre henüz genç bir kuruluş olduğu ve çalışmalarına son hızla devam ettiği vurgulandı. Ki bu bence çok önemli bir detaydı, IPRU kuruluşundan bu yana geçen kısa zamanda üstlendiği bu önemli görevi layıkıyla yerine getirmiş bir kuruluştur. Aynı görev bilinciyle çalışmalarına devam edeceğinden de en ufak bir şüphe duymuyorum. Hatta geriye yaslanıp çizilen resme uzaktan bakınca IPRU’nun varlığı, tıpkı diğer önemli STK’larımız gibi, beni çok gururlandırıyor. Çünkü birçok meslek kolu var ki bir arada olup örgütlenemediği için sıra sıra tavizler verdi ve bugün yapılabilirliği kalmadı. Ama otobüsçülüğün en sevdiğim yanı hep bu oldu. Otobüsçüler tarih boyunca hep bir arada durdular ve haklarını her zaman aradılar. IPRU da bu bir arada oluşun en güzel ve en büyük göstergesidir. Ben kuruluşundan bu yana IPRU’da emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyorum. Sektör olarak IPRU için ne zaman ne gerekirse yapmamız gerekiyor, bu nedenle sektör mensuplarımızın da desteklerini esirgememelerini istiyorum.

 

Son olarak İstanbul Otogarı’nda bir türlü bitmek bilmeyen kira süreci var ki gerçekten hepimizi çok yordu. Var olan belirsizlik hem kafa karışıklığına hem de korkuya sebep oluyor. Biz Büyük İstanbul Otogarı esnafı olarak temeline taş taşıdığımız bu yapıyı yıllarca elimizden geldiğince işlettik ve bugün Büyükşehir Belediyesi’ne devrettik. Şu an en büyük talebimiz, belirsizliğin bir an önce son bulması ve huzurla, birlik ve beraberlik ruhuyla ekmeğimizi kazanmaya çalışmaktır.