Otobüs Yangınları ve Otoparkın Devri




Bu hafta sizlere aktarmak istediğim birkaç şey var, ilki bu hafta gündemimizi oldukça meşgul eden otobüs yangınları olacak. Yangın haberleri gelir gelmez TOFED olarak gazetemizde haberini de gördüğünüz bir toplantı gerçekleştirdik. Hem TOFED’in Başkanlık Divanı Üyeleri hem de otobüs firması temsilcileri bir araya geldi ve konuyla ilgili neler yapılabileceğine dair bir fikir alışverişi yaptık. Bu konuda hafızalarımızı bir tazeleyelim istiyorum. 2008-2014 yılları arasında Sanayi Bakanlığı ile görüşmeler gerçekleştirmiştik, bu görüşmeler sonucunda bir de çalıştay yapmıştık hatta. Bizim Bakanlıktan üç temel isteğimiz vardı, ilk isteğimiz otobüslerin fabrikadan çıkmış halinde kablo ve malzeme kalitelerinin artırılmasını ve yangına dayanıklı malzemeler kullanılmasını istemiştik. Diğer isteğimiz de yangın algılama, alarm ve otomatik söndürme sistemlerinin otobüslerde mecburi tutulmasıydı. Ancak kamuoyunun ve bakanlığın açık desteklerine rağmen yangın algılama sistemleri sıfır araçlarda zorunlu tutuldu, yangın söndürme sistemleri ise alıcının isteğine bağlı bırakıldı. Bu sistemler 2 ila 2 bin 500 Euro arasında bir fiyata sunuluyor ama biz zaten o otobüslere 240 bin ila 300 bin Euro arasında bir para ödüyoruz. Bu aksesuarlar da otobüslerin standart donanımlarında bulunsun istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız “İtibardan fedakârlık yapılmaz” diyordu, can güvenliğinden hiç fedakarlık yapılmaz. 
 
Biz geçen hafta gerçekleştirdiğimiz toplantıda da aynı kararları aldık, Ulaştırma ve Sanayi Bakanlığı’na toplu müracaat edeceğiz. Bu müracaatlarda kahve makineleri ve koltuk arkası ekranların yasaklanmasını, daha doğrusu USB girişlerinin dışında hiçbir ek sistemin araca yüklenmemesini isteyeceğiz. Bir de yıllar önceki isteğimizi tekrarlayarak yangın söndürme sistemlerinin yeni üretilen araçlarda zorunlu tutulmasını talep edeceğiz. Hatta ikinci el araçlarda da bu yangın söndürme sistemlerinin bulunmamasının TÜVTÜRK muayenelerinde “Ağır Kusur” kategorisine alınması için de gerekli girişimleri başlatacağız. Bakanlığa gittiğimizde, hazır arkamızda kamuoyu ve basının da desteği varken, tekrar bir çalıştay talebimizi de yenileyeceğiz.
 
Değinmek istediğim bir diğer konu da otogarımızla ilgili gelişmelerdir. Konu o kadar dallanıp budaklandı ki ben bir özet geçmek istiyorum. Bu otogarın temeli YAP-İŞLET-DEVRET modeli ile 1987 yılında UATOD tarafından atıldı. Yaklaşık 20 milyon TL’lik bir yatırıma karşılık 25 yıllık bir işletme süresi ön görülmüştü. Ancak süreç içerisinde otogarın yerinin değiştirilerek dere yatağına taşınması, otogara teğet geçmesi planlanan metro sisteminin otogar içinden geçirilmesi gibi sebeplerden dolayı yatırım maliyeti 6 kat arttı. Ve belediyelerle her görüştüğümüzde bize “hele şunu bitirin de bakarız, orayı düzeltin bakarız vb” denildi sürekli ve sonunda işletme süremiz doldu. Biz de konuyla ilgili yasal süreci başlattık, bu konunun bir örneği de Taksim’deki Hayat Otel’de var orası da YAP-İŞLET-DEVRET modeliyle yapıldı ancak planlanan yatırımdan yüzde 50 daha fazla maliyetle tamamlanmıştı ve bu gerekçeyle işletme süresi dolunca 14 yıl daha ek süre tanınmıştı. Biz 6 misli fazla yatırım yaptığımız için ek süre talebimizin arkasındayız.
Bir de şu meşhur 25 dakikalık park meselesi var. Bu otogarın sözleşmesi yapılırken bizim gelir kaynaklarımız da o sözleşmede, otobüs ve küçük araç giriş çıkışları olarak, belirtilmişti. Ama 10 yıl sonra Taşıma Kanunu ile ilk 25 dakikadan para alınamayacağı söylendi ve bizim gelirlerimizin yarısı kesilmiş oldu. Bakın devletin şu anda YAP-İŞLET-DEVRET modeli ile yaptırdığı Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim ve Osman Gazi Köprüleri her türlü resmi ve dini bayramlardaki indirimlerden muaf tutuluyor. Ancak bizimle alakalı bir yönetmelik çıkarılıyor ve 25 dakika ücretsiz hizmet veriyoruz ve bu yönetmelik sadece özel sektörün işlettiği yerlerde uygulanıyor. Yani devlet kendi kasasından değil, özel sektörün kasasından cömertlik yapıyor. 
 
Bizim şuan süre uzatımıyla ilgili davalarımız devam ediyor tabi ancak İBB’nin de İstanbul kamuoyuna verdiği taahhütler var. Bu taahhütlere biz tabii ki saygı duyarız, bu taahhütlerden biri de otoparkları İSPARK’ın işletmesi ve ilk 1 saatin ücretsiz olmasıydı. Biz de bugün törenle otopark yönetimini İSPARK’a devrettik. Otobüs giriş-çıkışları otogar yönetimine aittir. Bu otobüs giriş-çıkışları, alt katlardaki eskiyen çarşıların yeniden canlandırılması, yazıhanelerin ve iş yerlerinin tahsis belgesi sahiplerine daha makul bir fiyata kiraya verilmesi ile ilgili görüşmeler de UATOD ile İBB arasındaki ikili diyaloglara kalmış durumda. Biz Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın İmamoğlu’nu birkaç kez diyalog ve iş birliğine davet ettik, kendisi de bu diyaloğa ve iş birliğine olumlu cevap verdi. Biz kendisine yardımcı olacağız ve kendisinin de sektöre yardım etmesini isteyeceğiz.