Rekabet, Bilette Değil Hizmette Olur




 

 Hayatımın tamamını bu sektörün içinde geçirdim. Artık ben bu sektör olmuş durumdayım, bana hayata dair ne sorarsanız sorun otobüsçülükten cevap veririm, otobüsçülüğü örnek gösteririm, çünkü bu sektör benim işim değil mesleğim oldu. Ben bu mesleğe başladığım günden beri birçok olay yaşadım daha fazlasına da şahit oldum. Bu olayları kitaplaştırıp “Örümcek” adıyla sektöre de sundum. Bu mesleğin en güzel yanı insan tanımak, hikaye biriktirmektir. Binlerce insanın hayatına dokunursunuz, binlerce hayatın önünüzden akıp gidişini izlersiniz. Hani yazar diyor ya, “Bütün iyi hikayelerde ya şehre birisi gelir, ya da birisi şehirden gider yani bütün iyi hikayeler bir yolculukla başlar.” İşte o yolculukların hepsinin mimarı bizlerin her hikayeyi başlatan ana unsur biziz. Bütün o gidiş gelişler akar geçer otobüslerimizin camından. Biz de şoför koltuğunda hikayenin gizli kahramanı olarak otururuz. Dediğim gibi bir çok şey yaşadık, bir çok şey geldi geçti hemen hemen her şey değişti, dünya değişti. Ama değişmeyen tek şey var o da bizim insanımız ve bu insanımızın daha fazla para kazanma isteğiyle kendisine verdiği zararlar.

Yıllardır bu sektördeki herkes her yerde dile getiriyor, sektörün bütün yayın organlarında manşetleri süslüyor, herkes söylüyor “Arkadaşlar yıkıcı rekabet sektöre zarar verir.” Ama maalesef ki bir türlü bitmiyor bu gelenek. Her kış geldiğinde işler azalmaya başladığında hemen bilet fiyatları yerlere düşüyor. Zaten yolcu sayısı az, zaten maliyetler her geçen gün katlanarak büyüyor, zaten bütün sektör zarar etmeden geçen her güne şükredecek duruma gelmiş. Ama ne yazık ki yine bizim içimizden eşimiz, dostumuz olan insanlar birden bire fiyatları düşürüp bizleri daha da zor duruma sokuyorlar. Yıllardır bütün Türkiye’yi sırtında taşıyan filmlere, tiyatrolara, kitaplara konu olan, milyonlarca insanın evine ekmek götürmesini sağlayan koca bir camiayız ama maalesef ki bir araya gelip de “Biz zararımızı daha da büyütmek istemiyoruz. Artık bilet fiyatlarında rekabet etmeyeceğiz. Rekabetimizi yolcumuza verdiğimiz hizmette, güler yüzde, memnuniyette edeceğiz” diyemedik. Bu da gerçekten bizim sektörün ayıbıdır. Hala ülkenin her yanından düşük bilet fiyatlarıyla ilgili şikayetler alıyoruz diyecek bir şey bulamıyorum artık, söylenecek her şey söylendi.

Geçen haftaki yazımda kış lastiği, takograf ve psikoteknik raporları konusunda uyarılarda bulunmuştum. Şimdi o son tarihler geldi ve artık hem kendi canımız hem de yolcumuzun can ve mal güvenliği için bu kurallara uymamız gerekiyor. İstanbul’da bile yağmur, fırtına başladı hele ki Doğu Anadolu’ya gittiğinizde bu hava koşulları daha da sertleşiyor. Bu nedenle para cezası olduğu için veya zorunlu olduğu için değil. Gerçekten insana verdiğimiz değeri, bu sektörün geçmişine duyduğumuz saygıyı yaşatmak için kış lastiklerini takmayı unutmayalım. Her şeyden önce arabalarımızda birer can taşıdığımızı unutmayalım.