Hiçbir Şeyden Çekmedi Corona'dan Çektiği Kadar




Sevgili dostlar, aylardır Corona belası ile uğraşıyoruz. Bu günlerde biraz gevşediğimizi ve virüsü unuttuğumuzu gözlemliyorum. Bu virüs belasının bize neler çektirdiğini bir nebze olsun hatırlatmak adına sizlere karantina günlerinde karaladığım notlarımı aktarmak istedim umarım keyif alırsınız, buyurun.

Hiç aklımdan geçmeyen bir başlık attım, nedenini kendime sorduğumda 76 yaşına girmek üzere olan kendimin, bu yaşıma kadar böyle bir vaka ile karşılaşmadığını fark ettim. Gerçi babam ve annem bazı bulaşıcı hastalıklar görmüşler bunları bana da anlatırlardı zaman zaman. İnsanlık olarak Veba, Tifo, Asya Gribi, Domuz Gribi gibi bir sürü bulaşıcı hastalıkla tanıştık. Ben şahsen kişiliğimden ödün vererek “Evde kal” çağrılarına tereddürsüz uydum. Çünkü aklı selim onu söylüyordu.

12 Mart’ta TOFED’in Psikoteknik uzmanı Fethi Oltu kardeşim ile Ankara’ya gittik. Ulaştırma Bakanlığı’nda olan bir isim, Milletvekili yeğenlerim, Samsun Vekilimiz Ziya Yılmaz, Manisa Vekilimiz Tamer Akkalı, çocukluk arkadaşlarım Tamer Han ve Funda Kayıhan’ı da ziyaret etmekti niyetim. Velhasıl Ankara’daki işimi ve ziyaretlerimi bitirdikten sonra 13 Mart Cuma akşamı İstanbul’a vardık. Gerçi Ankara’dayken Corona’nın adını Çin’den gelen kötü haberlerle duymuştuk ama o kadar önemsemedik. Kısa vadede İstanbul’a geleceğini gerçekten tahmin etmemiştim. Pazartesi Federasyon’a geldiğimde, daha evvel geçirdiğim gripten kalan bir kırgınlık vardı üzerimde. Arkadaşlar da “Abi sen git istirahat et” dediler. Ben de haklı olduklarını düşünerek öğle saatlerinde eve gittim. Bugün tarih 11 Nisan 2020 tam bir ay oldu hala “Evde Kal”dayız.

Gerçi 1971 yılında geçirdiğim bir trafik kazası nedeni ile 2 sene 8 ay cezaevi hayatım olmuştu. “Evde Kal” beni pek etkilemedi. Neden mi? Cezaevi kurallarını biliyordum. Cezaevinde yatağım yatmadı. Cezaevinde sabırlı olmayı, dost olmayı, abi ve kardeş olmayı, moral dağıtmayı çok iyi öğrendim ve uyguladım. Cezaevinde bunları öğrenmeyene “sen değil yatağın yatmış” derler. Bu kurallar gerçekten geçerli kurallardır ve özü de sabırdır. Hapishanede zengin olmak suç, fakir olmak suç, güçlü olmak suç, akıllı olmak suç, deli olmak suçtur. O halde böyle bir çıkmazda kendini kabul ettireceksin insanları sevecek ve kendini sevdireceksin, ekmeğini paylaşacaksın. Sen yerken öbürleri seyrederse ekmek kursağından geçmez.

Bundan dolayı hapiste yatmanın verdiği rahatlıkla evde olmaya gayret ediyordum. Çocukluğumdan beri hafta sonu ve gece geç vakitlere kadar çalışan ve istisnai sebepler dışında evde oturmazdım. Otobüsçülüğün kuralı bu. Bir aydır tıpkı cezaevindeki gibi evin koridorunda her gün volta atıyorum. Eşimle hiç problemim olmamıştı. Gerçekten de iki kişilik hücrede yatar gibiyiz. Allah’tan pencereden ve balkondan sokağa bakmak gibi bir şansımız oldu. Yazmaya başladığım yeni kitabımızın başına Corona’yı koymayı düşünüyorum. Zira tarihte insanlığı kırıp geçiren dünyayı teslim alan, insanları ayırmayan, meslek, para, mal varlığı ne olursa olsun herkes eşit gören böyle felaketler çok şey anlatır. Yüce Allah’ım sen nelere kadirsin. Virüs gidene kadar ömrüm vefa ederse yazacağım bu konuyu belki peşimizden gelen nesil doğruluğu, dürüstlüğü, namusu ve her şeyi Corona ile birlikte öğrenir.

Bugün 11 Nisan Cumartesi, bugün ve yarın ülkemizin 32 vilayetinde sokağa çıkma yasağı var. dün gece 24:00’da başlayan yasak gece 22:00’da yasağa 2 saat kala yokluktan çıkmışlar gibi market ve tekel bayilere hücum ettiler, bulaşıcı hastalığa karşı alınan önlemler sıfırlandı resmen. O yetmiyormuş gibi sokak kavgaları insanların hala vefametin farkında olmadığını gösterdi. İnşallah çok kayıp vermeden bu beladan kurtuluruz.

Bugün Sosyal Medya’da bir şeye rastladım. Sokakta maskesi ile giden bir adama birisi yanına gelerek “Abi maskeni ver de BİM’den bir alış veriş yapıp çıkayım, maskesiz almıyorlar” diyor. Ey Corona sen bu milleti yenemezsin, çek git bu ülkeden.

Haberlere abone olduk. Gece saat 10 civarı idi İçişleri Bakanlığı sokağa çıkma yasağının karşıt tepkileri oluyordu. El ele vermemiz gereken günlerde bir düşmanla savaşmıyormuşçasına her taraf güllük gülistanlıkmış gibi sokaklarda gezememek, sahil kenarında bir şeyler içememek, mangal yapamamak insanlarımıza fena koymuş olacak ki ver yansın ediyorlar. Ben 30 gündür evden kafamı çıkartmazken sağlık birimlerinin ve Bilim Kurulu’nun kurallarına uyarak hem kendimi hem de çevremdekileri korurken insanlar İçişleri Bakanlığı’na çok şiddetli yüklendi. Bu öfkelerin günü bugün değildir. Bu şikâyetlerle netice de aldılar, Sayın Bakan suç benim dedi, özür diledi ve yetmedi. Devlette kaos yaratmanın günü olmadığını hesaba katmadan yüklendiler. Bakan medeni bir yöneticinin yapması gerekeni yaparak istifa ettiğini açıkladı. Allah’tan Cumhurbaşkanı basiretli davrandı da istifayı reddetti. Şükür bir kaos ortamı ortadan kalktı.

14.04.2020 tarihinden 1 Mayıs 2020’ye kadar Corona ile yatıp onunla kalkıyoruz. Her akşam Bilim Kurulu’nun bilgilendirmeleri ile ertesi akşamı bekliyoruz. Evin içinde her gün 4 saat koridorda yürüyerek sağlığımıza katkıda bulunabilmenin huzurunu yaşıyoruz. Sosyal medya çılgınlaştı iyice. Yok ölümler saklanıyor, az gösteriliyor, neden sokağa çıkamıyoruz, canımız sıkılıyor falan filan. Korona’ya meydan okuyanlar, “Bana bir şey olmaz” diyenler, ceza yemeyi göze alıp sokağa dökülenler, göstermelik maske takanlar, ağzı ve burnu açık gezenler, polis yakaladığı zaman cebinden maskesini çıkaranlar vs. vs. ama sosyal medyada ilginç espriler de yok değil. Bir tanesi çok ilginçti şöyle ki: “Son 15 gündür yapılanları açıklıyorum, dünyanın yapamadığını yaptık. 20 yaş altı ve 65 yaş üstü içeri diğerleri 2 gün içeri 5 gün dışarı, 5 gün içeri 2 gün dışarı sonra hep beraber bir içeri bir dışarı yaparak virüsü delirtip ‘başlarım böyle ülkeye diyerek kaçırtacağız’” çok hoşuma giden bu iki kelam söz ülkem insanlarını özetliyordu. Bir diğer komik anekdot da şöyleydi: Polislerin uygulamasında maskesiz ve yasak saatte sokakta yakalanan yurdum insanı polisin, “yasak olduğunu bilmiyor musunuz? Bunun cezası var” sözlerine cevap ‘biliyorum cezası var ama yasaklar delinmek içindir”

Bugün 22 Mayıs 2020 Ramazan Bayramı’ndan b,r dün öncesindeyiz, arife günü. 18 Mart 2020’den bugüne kadar 2 Pazar günü izne çıktık. Çocuklarla ve torunlarla da maskeli ve 2 metre mesafe ile 4-5 saat geçirdik. İnsanın çocuklarını kucaklayamaması ne kadar da zor, torunlarını sevememesi ne zor. Ama yapacak bir şey yok. Zira sağlığımızı riske atan ve yaşamımızı alt üst eden bu virüs belasından bir an önce normale dönebilmek için böyle önlemler almak zorundayız. Yarın ilk defa torunlarıma sarılmadan bir bayram geçireceğim.